“Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir.”
Bu bir cümlelik yazıya hepimiz en az bir kez rastlamıştır. Ya o siteye benzer başka bir site bulmaya çalıştık ya da çeşitli yöntemlerle siteye girmekte ısrar ettik. Her zaman bir alternatifimizin olduğuna inandığımızdan olsa gerek bu cümleyi görmezden geldik.
Türkiye’de 1993 yılında faaliyet göstermeye başlayan internet, 90’lı yılların sonunda yeni açılan siteler sayesinde yaygınlaşmasıyla yeni bir sorunu beraberinde getirdi: İnternet sansürü. İnternet sansüründe bugün gelinen korkutucu noktayı açıklayabilmek için geçtiği süreçleri bilmek gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle Türkiye’nin internet sansürü geçmişini olabildiğince kısaca derledim. Bu sefer görmezden gelinmemesi dileğiyle…
2001 öncesi
2001 yılına kadar interneti düzenlemek için herhangi bir özel hukuki girşim olmamasına rağmen 1999 yılında Coşkun Ak’ın yöneticiliğini yaptığı Superonline foruma atılan ve kimin yazdığı bulunamayan bir mesaj, Coşkun Ak’ın o zaman 159. madde olan şimdi 301. madde olarak bilinen “Türklüğü aşağılamak” suçundan 4 yıl hapis cezasına çarptırılmasına neden olmuştu.
2001
DSP-MHP-ANAP koalisyonu dönemindeki internette ilk cezai düzenleme internetin Basın Yayın Yasası’na dahil edilmesi ile her yayının bir basılı kopyasının valiliğe ve basın savcılığına gönderilmesini şart koşuyordu. Bu yasa tasarısı geniş bir muhalefetle karşılaşınca basılı kopya maddesi kaldırıldı ama suç olarak görülen yayınlara ağır hapis cezası verilmesi yasalaştı. Medeni Kanun’daki hakaret maddesinin internete uygulanması da bu hükümet döneminde gerçekleşti. Örneğin Adnan Oktar kapattırdığı birçok siteye bu maddeye dayanarak suç duyurusunda bulunmuştur.
2002 – 2006 dönemi
AKP’nin iktidara geldiği bu dönemde internet düzenlemeleri Avrupa Birliği uyum süreci esas alınarak yapılmaya başlandı. Buna örnek olarak e-dönüşüm Türkiye İcra Kurulu’nun kurulması, sivil toplum kuruluşlarının izleyici statüsünde olsa bile katılmalarına izin verilmesi, e-imza ve Bilgi Edinme yasalarının geçmesi verilebilir. Bunlara rağmen 2005 yılında Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB)’nın kurulması ve 2005-2007 yılları arasında MÜYAP’ın bu dönemde kendisine verilen “yetkili kurum” statüsüne dayanarak 1500’den fazla sitenin engellemesiyle internet sansüründe önemli bir adım atıldı. En önemli gelişme ise 2006’da Telekomünikasyon Kurumu (TK)’nın Ulaştırma Bakanlığı’na bağlanması ve sonradan isminin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) olarak değiştirilip internetin devlete bağlanması oldu.
2007
AKP’nin ikinci dönemine başladığı bu yıl internet sansürü için bir dönüm noktasıdır. İnternetteki tüm içeriği, yer sağlayıcılarını ve site sorumlularını intihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı gibi nedenlerin yanında müstehcenlik gibi ucu açık bir nedene de dayanarak sıkı bir denetim altına alan ve tüm yetkiyi TİB’e veren 5651 sayılı madde yürürlüğe girdi. Bu denetim, izlemeyi ve dinlemeyi de içerdiği için bireysel hak ve özgürlüklere tamamen aykırıydı. Oto-sansürün yaygınlaşmasına ve 3000’den fazla kapatılan siteye neden oldu.
İşte bu yılda kapatılan bazı siteler:
18 yaşındaki Yunan öğrenci Kostas Papafloratos tarafından “Stavreatos” takma adıyla 3 Mart 2007′de YouTube’a yüklenen Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret içeren video hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Savcısı Nurten Altınok suç duyurusunda bulundu. Bunun üzerine siteye 6 Mart 2007’de Türk Telekom tarafından 5816 sayılı “Atatürk aleyhinde işlenen suçlar” kanunu gereğince erişim durduruldu. Savcı Altınok ilgili içeriğin kaldırılması durumunda erişim yasağının da kaldırılmasını talep edince YouTube içeriği kaldırmış ve site erişime açılmıştır.
17 Ağustos 2007’de WordPress’e bağlı bazı alt sitelerde Adnan Oktar’a hakaret edildiği gerekçesiyle Fatih 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından sitenin erişime kapatılması kararı verildi. Site ancak 9 Nisan 2008’de erişime açıldı.
2007 sonrası engellenen diğer siteler:
MÜYAP’ın öne sürdüğü “telif hakkı” gerekçesine dayanılarak 26 Haziran 2009’da erişime kapatılan Myspace ve Last.fm 22 Eylül 2009’da erişime açıldı. Türkiye MySpace yasağını AİHM’de şöyle savundu: “Günümüzde internet iletişimde önemli bir araç haline geldi. İnternette ulaşım fikirlerin ve bilgilerin özgürce paylaşımı için önemli. Ama ne yazık ki bu tür iletişim hak ihlali ve korsanlığa da yol açıyor. Devlet bu tür olumsuz durumları önlemekle mükellef. Önlemezse kaos ve anarşi doğar. Kapatılan internet sitelerindeki bilgiye başka internet sitelerinden de ulaşılabilir. Bu nedenle yöntem sansür değildir. Kullanıcılar da bilgilere başka sitelerden ulaşabileceğinden mağdur sayılmazlar.”

Bu yazı dizisinin 2. bölümünü okumak isterseniz; http://www.sosyaltalebe.com/turkiyenin-sansur-ile-imtihani-2-bolum/ adresini ziyaret edebilirsiniz. Bilgi
Yararlanılan kaynak: http://www.ozguruckan.com/kategori/politika/22241/turkiye-de-internet-sansurunun-kisa-tarihi-ve-mumkun-gelecegi
















Irmak, harika bir yazı, zevkle okudum. Devamını da heyecanla bekliyorum
2. bölümünü merakla beklediğim yazı serisi. Çok önemli bir konu.
Başarılı bir derleme olmuş. Devamının gelmesi dileğiyle.
okudukça tüm süreci yaşamış olmasam da hissettim resmen… kapak fotosu için öneri; bi aralar nette "sansürün en kötü yanı —-" diğe bir foto dolaşıyordu… o daha bir etkili olurmuş. bulursam atarım bi link…
Bulursan onu da 2. bölüme koyarız.. merakla bekliyorum.
Herkese teşekkür ederim
2. bölümü de bir aksilik çıkmazsa haftaya 22 Kasım'a 1 ay kala yayında olacak. Bu konu hakkında şu sıralar o kadar çok gelişme oluyor ki sıcağı sıcağına yazmak çok heyecanlı olacak.